Anasayfa arrow A-B-C-Ç arrow Cirit Oyunu arrow Türkiyede Cirit
Türkiye'de Cirit PDF Yazdır E-Posta
Yazar Mustafa KOÇAK   
07 04 2008

Cirit, Türkler tarafından Orta Asya bozkırlarından Anadolu'ya taşındı ve burada da çok benimsendi. O dönemlerde bir binicilik oyunu olmasının yanı sıra biniciler için sağladığı bedensel ve askerî eğitimle birlikte savaş öncesi atları formda tutmak ve eğitmek amacıyla oynanmaktaydı.

Cirit, Türkler tarafından Orta Asya bozkırlarından Anadolu'ya taşındı ve burada da çok benimsendi. O dönemlerde bir binicilik oyunu olmasının yanı sıra biniciler için sağladığı bedensel ve askerî eğitimle birlikte savaş öncesi atları formda tutmak ve eğitmek amacıyla oynanmaktaydı.

Türkler ciritten büyük zevk alırlar ve sık sık cirit yarışmaları düzenlerlerdi. Zamanla düğünlerde, özel günlerde, bayramlarda ve tüm öteki eğlencelerde cirit oynamak bir gelenek hâline geldi. Genellikle sonbaharda, harman kalktıktan sonra yapılan düğünler, cirit oyunu ve ciritte koşacak atlar için uygun bir zaman olarak kabul edilirdi.

Soğuk kış günlerinde, atlar dinlenmeye alınır, formlarını kaybetmemeleri için ara sıra ava çıkartılırlardı. İlkbahar geldiğinde ise atlar yavaş yavaş açılır, önceleri kısa, daha sonra uzun mesafeli koşular ve çeşitli hareketler yaptırılarak cirit oyununa hazırlanırdı. Bu ara vermeksizin yapılan çalışmalar ve yorgunluklar cirit oyunu için mükemmel bir hazırlıktı. Cirit oynayacak oyuncuların da çok iyi yetiştirilmesine özen gösterilirdi.

Cirit oynanacak olan yer ve zaman önceden belirlenirdi. Kentin ya da kasabanın sokaklarında çığırtkanlar dolaşarak bir yandan davul çalar, bir yandan da; "Atına güvenen, oyununa kıvanan, önümüzdeki cuma günü (...) yere buyursun! Deeeeee!" diye bağırırlardı. Cirit oyunlarının başlayacağı, bir hafta kadar süre ile yöre halkına bu şekilde duyurulurdu. Duyuru üzerine cirit oyununa katılmak isteyenler ahırlarındaki cirit atlarını tımar ederek, kısa koşularla başlayan ve küçük alanlarda çeviklik çalışmaları ile devam eden ön hazırlıklarını yapmaya başlarlardı. Bu dönem hem biniciler, hem de atlar için heyecanlı bir hazırlık dönemiydi. Hatta çığırtkanın ve davulun sesini duyan tecrübeli cirit atlarının yerinde duramayarak kişnedikleri, eşindikleri ve şaha kalktıkları gözlenirdi.

Genellikle iki boy ya da şehir arasındaki cirit oyunları çok iddialı olur ve heyecan doruğa çıkardı. Her iki tarafın da destekleyenleri oyunları izlemek için günler öncesinden oyun alanının çevresinde toplanırlardı. Cirit, o kadar sevilen bir oyundu ki, her zaman kalabalık ve coşkulu bir izleyici topluluğu tarafından seyredilirdi.

Cirit, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, Eski Türklerdeki özünü korudu. Ancak bazı kuralları ve uygulama biçimleri değiştirilerek yeni bir cirit oyunu geliştirildi. Çok sevildiği için Osmanlı şehir ve kasabalarının hemen hepsinde de cirit alanlarının yapılmasına özen gösterildi.

Osmanlılarda cirit oyunu halk arasında olduğu gibi, padişah ve saray ileri gelenleri tarafından da zevkle uygulanırdı. Ancak "Saltanat Binişi" denilen organizasyonlarda saray adına oynanan cirit ile halk arasında oynanan cirit farklı idi. Saray çevresinde düzenlenen cirit oyunlarına, yabancı elçiler ve konuklar da davet edilirdi. Bunda amaç, diğer ülkelere ülkedeki binicilik becerisinin ne düzeyde bulunduğunu göstermekti.

Enderunu Hümayun'un kuruluşundan sonra Enderun ağaları arasında bir tutku hâline dönüşen cirit oyunu, zamanla şahsî kapışmacaya dönüşünce oyun yasaklandı. Halk arasında düzenlenen cirit oyunlarında ise hatalı atışlarla ölen ciritçilerin sayısının artması üzerine, Sultan II. Mahmut ciridin halk arasında da oynanmasına izin vermedi. Ancak yasaklar etkili olamadı ve halk kısa bir süre sonra bu oyuna tekrar başladı.

Cirit günümüzde eski önemini büyük ölçüde yitirmişse de Anadolu'nun bazı bölgelerinde gösteri niteliğinde de olsa varlığını sürdürmektedir. Oyunun önemini kaybetmesinin nedeni at yetiştiriciliğinin eskisi denli yaygın olmamasıdır. Cirit oyununu eski canlılığına kavuşturmak için Binicilik Federasyonu yöresel yarışmalar düzenlemektedir. Kars, Erzurum, Artvin, Bayburt ve Konya'da gösteri niteliğinde yaşatılmaktadır.

OYUN ALANI

Cirit oyun alanı, özel olarak inşa edilmiş bir alan değildir. Genellikle yaklaşık olarak 40 m eninde, 140 m boyunda ova ve düzlük olan alanlar seçilir. Saha temel olarak dört bölüme ayrılmıştır. Bunlar:

1. Oyun Alanı: Görülebilecek şekilde ve 15'er cm genişlikte çizgilerle belirlenmiş alandır.

2. Alay Durağı: Oyun alanının 5 m kadar dışında olup takımın atlarının durduğu yerdir.

3. Yasak Alan: Alay durağı ile atış alanı arasındaki cirit atmanın yasak olduğu bölgedir. 10 m'lik düz bir çizgiyle belirlenir.

4. Atış Alanı: Yasak alandan orta alana doğru ve ciritçinin oyuna başlayabileceği alandır. 10 m'lik kırık çizgilerle belirlenir. Ekipler karşılıklı olarak alanın iki ucuna dizildiklerinde, aralarındaki uzaklık 100 m kadardır. Oyun alanını belirlemek amacıyla çevreye kalın çizgiler çekilir. Ayrıca diğer bir çizgi de, oyun alanını ortadan ikiye ayırır. Bu çizgiler oyun başladıktan kısa bir süre sonra kaybolabileceklerinden değişik yöntemler geliştirilmiştir. Oyun alanının ortasına büyükçe bir taş konması en yaygın yöntemdir.

KULLANILAN MALZEMELER

Cirit oyununun ana malzemesi cirittir. Cirit 110 cm uzunluğunda, çapı 2,5 cm'den 2 cm'ye doğru incelen, 400 gr ağırlığında ve ucu herhangi bir yere saplanmayacak ve rakipleri yaralamayacak şekilde yontularak küt hâle getirilmiş ahşap sopadır. İyi cins sert ağaç dallarından kesilerek yapılır. Ciridin ağırlığının iyi ayarlanması, atıldığı zaman rüzgârın etkisiyle yön değiştirmemesi gerekir. Ancak çok ağır olursa da yaralanmalara neden olur. Anadolu'nun bazı yörelerinde meşe ve gürgen ağacından yapılırsa da, kuruyunca hafiflediği ve yaralama tehlikesini azalttığı için kavaktan yapılanı tercih edilmektedir.

Cirit oyununun giysilerinin kendine has özellikler taşıması nedeniyle çoğunlukla yarışmaların tertip komitelerince temin edilir. Giysi olarak at üzerinde rahatlık sağlayacak, hareketi ve çevikliği engellemeyen giysiler seçilir. Biniciler genellikle yün veya terilenden 8 düğmeli, kemerli, kol ağızları şeritli, hâkim yaka gömlek ve fitilli pantolon giyerler. Bundan başka süvari çizmesi, tok veya önü siperli şapka kullanırlar.

Atların donanımı ise Osmanlı eyeri (altı keçeli veya post), numaralı haşe bezi ve başlıktan oluşur. Cirit atlarına genellikle "şebeş" adı verilen dizginler takılır. Dizginlerin atın ağzını rahatsız etmeyecek ve anî dönüşler yapmasını engellemeyecek türde olmasına özen gösterilmelidir. Dizginler ve başlık kolonları sağlam ve yumuşak köseleden olmalıdır. Ayrıca cirit atlarının tırnak aralarına taş ve kum girmesini önlemek amacıyla kapalı nal çakılmalıdır.

Eski Türkler deneyimleri sonucu konural, demirkır ve yağız atların cirit için ideal olduğunu saptamışlardır. Demirkır ılımlı, dayanıklı at soyunun temsilcisidir. Yağız at uğurlu sayılır. Konural ise en çok sıçrayan attır.

Her binicinin cirit kabı içinde belirli sayıda cirit bulunur. Ayrıca atılan ciritleri yerden toplamak ve savunmada kullanmak üzere "çöğen" denilen bir sopa kullanılır.

 
< Önceki   Sonraki >

Morpa Spor Ansiklopedisi

Üye Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun