Dans PDF Yazdır E-Posta
 

Dans, insanları fikren ve bedenen sağlıklı kılan müzikli bir spordur.

Dansın amacı diğer sanatlarda olduğu gibi, seyirciyle aynı heyecanda bütünleşmek ve yaşama güzel anlam katarak insanı yüceltmektir. Aynı zamanda dans, geçmişin ve geleceğin bütünleştiği nokta olan anın, tüm güzelliğiyle yaşanmasıdır.

Doğada duyulan ve doğadan kaynaklanan bütün sesler, yavaş veya hızlı bir ritm verir; bir canlının yürümesi, sıçraması, koşması, kuşların kanat çırpması gibi, doğa ile sürekli iletişim içinde olan insanoğlu da bu ritme ayak uydurmuş ve ilk insanların ritm ile hareket etme isteği, böylece doğmuştur. Yaşamın en temel hareketlerinden doğan ilkel dans, çok geçmeden ritmik çeşitliliğe kavuşmuş ve birtakım dans gelenekleri oluşmuştur. Dans etmek, günlük yaşamı aşmak, yaşamın, ölümün, toprağın verimliliğinin ve tüm canlı varlıkların gizlerini yavaş yavaş öğrenmek demektir. İnsanoğlunun tarihi ile yaşıt olan dans, toplulukları bir araya getirmekteki etkinliğini böylece her zaman korumuştur. Aradan geçen binlerce yıla rağmen dans yok olmamış, duraksamamış, toplumun ve günlük yaşamın önemli bir parçası olarak sürekli gelişmiştir.

Tüm insan topluluklarında olduğu gibi Türklerde de dans ilk zamanlarda dinsel bir anlam taşımıştır. Şamanın yaptığı danslar, kötü ruhları kovmak için verilen savaşı temsil eder ve büyüye yöneliktir. Çeşitli nedenlerle düzenlenen büyük şölenlerde, topluca dans edildiği ve şamanın elindeki kılıç ile dansı yönettiği tarihsel kaynaklarda belirtilmektedir. Hastalıkları ve kötü ruhları kovmak amacıyla, şarkı söyleyip topluca ateş çevresinde dans etmek şeklindeki şaman inanışlarından kaynaklanan törenlere, Anadolu'nun çeşitli yörelerindeki Türkmenler arasında günümüzde bile rastlanmaktadır.

Osmanlı döneminde de dans önemini yitirmez. Saray ve konaklarda birçok cariyeye özel ders verilir. Bunun yanı sıra saray ve konaklarda çengi ve köçekler de gösteri yaparlar. Bu dönemde halk arasında da halk oyunları yoğun bir şekilde varlığını sürdürmüştür. Tanzimat Dönemi'ne gelindiğinde, birçok alanda görülen çağdaşlaşma dans alanında da kendisini gösterir. Önceleri Batı kaynaklı danslara, ancak büyük kentlerdeki yabancı elçilerin ve İstanbul'a yerleşmiş varlıklı tüccarların evlerinde rastlanır. Zamanla batı kaynaklı bu danslar, diğer büyük kentlere de girmeye başlar. XIX. yy ortalarında "kanto" adı verilen şarkılı danslar son derece yaygındır. Daha sonraki dönemlerde batı etkisi giderek artar ve batıda moda olan danslar, kısa bir süre sonra büyük kentlerde de uygulanmaya başlar. Topluluk içinde yaygın olarak yapılan ilk dans olan "tango", Cumhuriyet'in ilânı ile yurdumuza girmiştir.

Zaman içinde dans, tüm dünyada seçkin insanların uğraşısı olmaktan çıkıp halkın malı hâline gelmiştir. 19. yy.a gelindiğinde, uluslar arası dans türlerine birçok yenileri eklenmiştir. Vals, one step, foxtrot, kadınla erkek arasında ölümsüz çekimin ateşli ve tutkulu estetiğini yansıtan; Arjantin'de doğan, Paris'te büyüyen, aşkı, acıyı ve hayal kırıklığını anlatan tango, hep bu yüzyılda ortaya çıkartılan ve sevilerek uygulanan danslar olmuşlardır. Hızlı bir gelişme ile şekillenen klâsik danslara, sonraları Lâtin Amerikan dansları ve modern danslar da eklenerek dans çeşitleri zenginleşmiştir. Her yeniliğe karşın, klâsik danslar da varlığını unutturmamış, charleston, rumba, swing, jive, dansın gerçekten demokratikleşmesi olan "rock' n roll" gibi danslar her zaman uygulanmıştır. Sonraları "cha cha cha", 6O'lı yılların en yaygın dansı twist, bosso nova, madison vb. danslar ortaya çıkmıştır. 20. yy.da aktif olarak yaşayan tek klâsik ritm "vals"tir. Valsin yanı sıra, samba, seguidilla, pasodoble gibi Güney Amerika kökenli halk dansları, blues, regtime gibi Amerika zenci dansları doğmuştur. Dansın günümüzdeki önemi nedeniyle, 1973 yılında Unesco'ya bağlı bir örgüt olarak "Uluslar Arası Dans Konseyi" (C.I.D.D.) kurulmuştur. Örgüt merkezi Paris'tedir ve dans alanlarından seçilen, beş kıtadan gönderilen temsilciler tarafından oluşturulur. Dansın dünyadaki durumu üzerine anketler düzenlemek, bir dans yazısı oluşturmaya yönelik araştırmalar yapmak, telif haklarını yasal bir zemine oturtmanın yollarını aramak, çeşitli uluslardan dansçıların buluşmalarını sağlamak bu örgütün başlıca etkinliklerindendir. C.İ.D.D. 29 Nisan'ı, 18. yy.da yaşamış ünlü koreograf dansçı, yazar ve dans reformcusu Fransız Jean Georges Noverre'in doğum günü olduğu için "Dünya Dans Günü" olarak kabul etmiştir. Her yıl 29 Nisan günü, bütün ülkelerde gösterilerden önce, bildiriler okunmaktadır.

 

Yazar Mustafa KOÇAK   
07 04 2008

 
 
 
< Önceki   Sonraki >

Morpa Spor Ansiklopedisi

Üye Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun