|
Su altı dalışları da kendi aralarında ikiye ayrılır:
A. Tüpsüz (ABC) Dalışlar
Dalıcının su altındaki solunumunu, hava borusu (şnorkel) ağacılığıyla sağladığı dalış şeklidir. Bu dalış biçiminde kullanılan temel araçlar, maske, şnorkel ve paletlerdir. Bu nedenle, bu dalış biçimi ABC dalışları olarak da tanımlanmaktadır. Serbest dalıcılık eski çağlardan günümüze kadar gelmiş olan en eski dalış şeklidir. 1930’lu yıllarda deniz gözlüğü, palet, yüz maskesi, şnorkel gibi araçların geliştirilmesiyle birlikte, serbest dalışlarda büyük artış yaşanmıştır. ABC dalışlarda balık adam, su yüzeyine yakın yerlerde bulunur. Daha derine dalınmak istendiği takdirde, dalıcının nefesini tutarak dalması gerekir.
Maske: Su altındaki cisimler ışığın suda kırılmasından dolayı çıplak gözle net olarak görülemezler. Bu cisimlerin daha net olarak görülebilmesi amacıyla maske kullanılır. Maskenin camı, basınca ve çarpmalara dayanıklı "Tempared" türündendir. Ayrıca gözlük kullanan dalıcılar için numaralı cam kullanılan maskeler de bulunur.
Dalıcının su altında görüş açısının geniş olabilmesi için maskenin camı, dalıcının yüzüne olabildiğince yakın olmalıdır.
Şnorkel: Dalıcının, yüzerken başını sudan çıkarmadan nefes alıp verebilmesi amacıyla kullanılan 35-40 cm uzunluğunda ‘J’ biçimindeki borudur. Şnorkel, ağza giren kısım ve boru olmak üzere iki parçadan oluşur. Ağza giren parçaya "maps" adı verilir. Mapsın "muhafaza" adı verilen, dudakla diş arasında kalan kısmı, suyun ağza girmesini önler.
Paletler: Her ayağın büyüklüğüne göre, ayakkabı numarası gibi numaraları olan paletler, dalıcının ellerini kullanmadan istediği gibi hareket etmesini ve süratli yüzmesini sağlar. Paletler, yüzülecek suyun derinliğine göre 3’e ayrılır:
1. Su Üstü Yüzme Paletleri: Hafif ve yumuşak özelliklerde olup, ön tarafları açıktır.
2. Orta Su Paletleri: Genellikle amatör dalıcılar ve su altı avcıları tarafından kullanılan bu paletler, orta sertlikte olup batmazlar.
3. Derin Su Paletleri: Profesyonel dalıcılar tarafından kullanılan bu paletler ağırdır ve batarlar.ABC dalışlarda, bu temel malzemeler dışında dalışın amacına ve derinliğine göre dalış elbisesi, ağırlık kemeri ve kurşunları, dalgıç bıçağı, dalış şamandıraları, su altı lâmbaları ve takım çantaları gibi yardımcı aletler de kullanılır.
Dalış Elbiseleri: Suyun etkilerine ve soğuğa karşı korunmak amacıyla giyilen dalış elbiseleri, neopren ya da sentetik ve kauçuk karışımından imal edilir. Değişik kalınlıkta olup "ıslak" ve "kuru" olmak üzere ikiye ayrılırlar. Islak dalış elbiseleriyle suya girildiği zaman elbiseyle vücut arasına su dolar. İçeriye dolan bu su, vücut ısısıyla ısınarak üşümeyi engeller. Kuru dalış elbiselerinde ise, içeriye su girmediği için bu ad verilmiştir. Isı kaybının düşük olması sebebiyle soğuk sularda ve uzun süreli dalışlarda tercih edilir. Bu tür elbiselerde vücutla elbise arasında hava bulunur. İçine ısıtıcı polar giyilir.
Başlıklar: 16-18 dereceden soğuk sularda kesinlikle takılması gereken başlık, başın soğuktan korunmasını sağlar.
Patikler: Elbiselerle aynı maddeden üretilen patiklerin tabanları sert, diğer kısımları yumuşak olup, ayağı denizkestanesi, mercan kayaları ve cam parçacıkları gibi tehlikelerden korurlar.
Eldivenler: Ellerin üşümesini ve yaralanmasını önler.
Ağırlık Kemeri ve Kurşunları: Suyun kaldırma kuvvetine karşı koyarak deniz altında istenilen derinliğe inebilmek ve bu derinlikte kalabilmek amacıyla takılan ağırlıklardır.
Her insanın fizikî yapısına ve kullandığı elbise kalınlığına göre değişen bu kurşunlar, 0.5 kg ile 2.5 kg arasında olup, eşit aralıklarla dizilirler.
Dalgıç Bıçağı: Deniz altında balıkçı ağlarına ve iplerine dolanma gibi durumlarda kullanmak, bir şeyleri kesmek, kazımak ve dalgıçlar arasında bir yerlere vurarak tıklatmak suretiyle haberleşmek için bulundurulur.
Su altı Lâmbaları: Su altı çalışmalarında, inceleme ve araştırmalarda, gece dalışlarında dalıcıların birbirlerini izleyebilmeleri amacıyla kullanılan lambaların suyun altındaki basınca karşı dayanıklı olması gerekir.
Dalış Şamandıraları: Metal ya da plâstikten imal edilen şamandıralar su yüzeyinde kalarak, dalış yapılan yerde dalış yapıldığının belirtilmesi ve dalıcının suyun üstüyle bağlantısının sağlanmasında kullanılır.
Takım Çantaları: Dalış malzemelerini toplu olarak muhafaza eden çantalardır.
Paletler ayağa giyildikten sonra suya girişler iki biçimde yapılır:
1. Ayak üstü Dalışlar: Dalışı gerçekleştirecek olan kişi yüzü suya dönük olarak ayakta durur. Bir sıçrama hareketiyle suya atlar. Bu pozisyonda önce ayaklar, daha sonra vücut ve baş suya girer.
2. Ters Takla Yapılan Dalışlar: Bu tür dalışlar, genellikle şişme botlar üzerinden uygulanır. Sporcu sırtı suya dönük olarak botun kenarına oturur. Anî bir hareketle kendini arkaya atıp dizlerini hafifçe karnına doğru çekerek (takla atar pozisyonda) suya girer.
Sağlıklı bir dalışın gerçekleştirilebilmesi için öncelikle bazı kuralların öğrenilmesi gerekir. Bu kurallar şunlardır:
Basınç Ayarlaması: Dalış sırasında kulaklara giren su, dibe doğru inildikçe basıncın artmasıyla birlikte kulaklarda uğultu ve sancıların duyulmasına, ileri derecelerde ise kulak zarının yırtılmasına neden olur. Bu durum ancak iç ve dış basıncın dengelenmesi sayesinde önlenebilir. Akciğerlerde depolanan hava, ağız yoluyla sinüs ve iç kulağa gönderilir. Böylece içten dışa doğru bir basınç uygulanarak basınç dengesi sağlanmış olur.
Maskeden Su Boşaltma: Dalış sırasında ve derinlerde maskenin içine giren su, görüşü engeller. Maskenin içindeki suyun boşaltılabilmesi için, baş hafifçe geriye yatırılarak maskenin alın kısmı bastırılır. Bu işlem yapılırken burundan da nefes verilir. Böylece, maskenin indeki su kendiliğinden dışarı çıkar.
Serbest Dalıcılıkta Nefes Açma: Akciğer kapasitelerinin çeşitli fiziksel çalışmalarla genişletilmesine "nefes açma" denir. Serbest dalıcılığın en önemli koşulu, suyun altında limitleri aşmadan olabildiğince fazla kalmaktır.
Bunun gerçekleşebilmesi için, dalışlara başlamadan önce "nefes açma" çalışmaları yapılmalıdır. Çünkü su altı sporlarında başarılı olabilmek, akciğerlerin solunum kapasitelerinin geliştirilmesine bağlıdır.
Serbest Dalıcılıkta Solunum: Nefes açma çalışmaları sırasında nefesin tutulmasına, baş dönünceye kadar devam edilmemelidir. Çünkü nefesin aşırı tutulmasından dolayı oluşan zorlanmalar, oksijen yetersizliği sonucu karbon dioksit zehirlenmelerine yol açar. Bununla birlikte hava kabarcıkları, vücuda yayıldıktan sonra basınç değişikliğinden dolayı iç organlarda birikerek kan damarlarını tıkar.
Denizde aşırı kalınması, gerekli ön hazırlıkların yapılmaması ve iddialı dalışlarda bulunulması durumunda dalıcıları pek çok tehlikeler beklemektedir.
Bu tehlikeler kısaca şöyledir:
a. Orta kulak iltihapları,
b. Deniz suyunun yutulmasından dolayı oluşan mide ve nefes borusu yanıkları,
c. Kulak zarının zedelenmesi ya da yırtılması,
d. Basınç ayarlama çalışmaları sırasındaki zorlanmalardan sinüs ve burun içindeki kılcal damarların yırtılmasıyla meydana gelen kanamalar,
e. Dibe süratli iniş ve çıkışlarda kan basıncı değişikliğiyle anî bayılmalar,
f. Dipte çok soğuk sulara rastlama tehlikeleri,
g. Bademciklerin rahatsız ve sinüslerin dolu olduğu günlerde dalış yapmak,
h. Aşırı nefes tutmalar sırasında akciğer genişlemesi ve sıkışmasından dolayı oluşan iç kanamalar,
i. Art arda yapılan dalışlarda güç kaybı nedeniyle sık sık nefes alınıp verilmesinden dolayı sinir sisteminin etkilenmesi, bayılma tehlikeleri ve hastalıklar,
j. Denizde fazla kalınmasından dolayı oluşan üşüme ve soğuk algınlıkları.
Tehlikelerin önlenebilmesi amacıyla, dalıcıların bu konuda bilgili ve bilinçli olmaları, bunun yanında güvenli bir dalış için bazı önlemler de almaları gerekir. Bu önlemler de şöyledir:
a. Dalıcıların kendisini kötü hissettiği zamanlarda dalış yapmaması,
b. Tok karnına dalış yapılmaması, yemeğin, dalışlardan en az 2-3 saat önce yenilmesi,
c. Yalnız başına dalış yapılmaması, uyumlu ve tecrübeli bir dalıcıyla birlikte dalınması,
d. Kalitesiz dalış malzemelerinin kullanılmaması,
e. Arka arkaya yapılan dalışlarda, aralarda mümkün olduğu kadar çok dinlenilmesi,
f. Soğuk sularda yapılacak olan dalışlarda, dalmadan önce üşümeyi önleyecek kalorili yiyecekler (bal, pekmez vb.) alınması,
g. Yabancı bölgede yapılacak dalışlarda, yöreyi bilenlerden önceden bilgi alınması,
h. Su altı bıçağı olmadan dalış yapılmaması,
i. Gerektiğinde hayat kurtaracak olan sunî solunum yapmanın bilinmesi,
j. Dalıcının üşüdüğünü hissettiği anda sudan çıkması gereklidir
B. Aletli Dalışlar (Scuba)
Dalıcının su içinde gereksinim duyduğu havayı temin edebilmesi için, su ciğerleri de denilen dalış tüpleriyle yapılan dalışlar "aletli dalış" olarak adlandırılır. Fransız Deniz Amirali Jacques Cousteau ve Emile Gagnan’ın 1943 yılında basınçlı hava tüplerini geliştirmeleriyle birlikte, dalıcılık tarihinde bir devrim yaşanmış ve aynı dönemde askerî amaçlı tüplü dalışlar başlamıştır. Serbest dalıcılıkta kullanılan birçok malzeme, aletli dalıcılıkta da kullanılmakta olup bunlara ek olarak sadece aletli dalıcılıkta kullanılan malzemeler de vardır ki, bunların başında dalış tüpleri gelir.
Dalış Tüpleri: Su altında solunumun yapılabilmesi için havayı depo eden aletlerdir. Genelde; çelik ve alüminyum olarak 2 cins imal edilen bu tüpler çeşitli çap ve boylarda olup, ağırlıkları 8 ile 25 kg arasında değişmektedir. Tüplü dalışlarda su altında kalış süresi, dalıcının fizikî yapısı ve suyun derinliğine bağlı olarak değişir. Tüplerin, sırtta rahatça taşınabilmeleri için sırtlığı ve sentetik iplikten imal edilmiş bağları, bele bağlanabilmeleri için de paslanmaz çelikten ya da bakalitten tokaları vardır. Üzerlerinde üretimleri ile ilgili bilgileri ifade eden işaretler bulunur. Bu işaretler şunlardır:
a. Tüpün standart ölçülere uygunluğunu gösteren işaretler,
b. Tüpün seri numarası,
c. İmal tarihi,
d. Çalışma basıncı,
e. Dayanma testini uygulayan resmî idarenin kendi tarihi ve kaç atmosfer basınca kadar dayanabileceğini belirten işaret.
Manifold: Dalış tüplerine monte edilen başlıktır. Regülâtöre hava aktarılmasını sağlar.
Rezerve: Eskiden suyun altındayken havanın bitmesi durumunda, dalıcının yukarı çıkmasını sağlayan, tüpteki yedek emniyet olup günümüzde kullanılmamaktadır.
Regülâtör: Su altı solunum aracı olarak bilinen regülatör, dalıcının su altında düzenli ve rahat nefes alıp vermesini sağlar. Bu araç sayesinde, tüplerdeki basınçlı havanın basıncı su derinliğindeki basınca eşit olarak solunuma verilmekte ve vücuda hiçbir zarar gelmeden solunum gerçekleşmektedir.
Balık Adam Zaman Saati: Dalıcının ne kadar süre suda kaldığını ve daha ne kadar kalabileceğini anlayabilmesi için kullanılan, basınca karşı dayanıklı saatlerdir.
Su Altı Manometresi: Dalış sırası ve sonrasında tüplerdeki hava miktarını gösterir.
Derinlik Göstergesi: Dalıcıların dalış sırasında bulundukları derinliği anlamak amacıyla kullandıkları göstergedir. İnilen derinliği metre veya feet olarak gösterir.
Su Altı Termometresi: Deniz suyu sıcaklığı, bölgelere ve su tabakalarına göre değişiklik gösterir. Dalıcının tedbirli davranmasını sağlamak amacıyla su altı termometresi olarak adlandırılan ısıölçerler kullanılır.
Dalış Bilgisayarı: Saat derinlik göstergesi, dekompresyon ile ilgili verileri ve su altında basınç durumunu saptayan sistemdir. Diğer tüm ekipmanı bir araya toplayan dalış bilgisayarlarının yeni modelleri, tüp içindeki havanın bar veya PC cinsinden değerini de vermektedir.
DALIŞ TEHLİKELERİ VE HASTALIKLARI
Dalışlar, dipte olası bir tehlikeye karşı, gruplar hâlinde, en az iki kişi tarafından yapılır. Dalış süresi de zaman ve derinliğe göre değişir. 33 feet (10 m)’ten derin dalışlarda, belirtilen süreleri aşmadan su yüzeyine çıkılmalıdır. Aksi takdirde "vurgun" olasılığı doğar.
Bir dalışın güvenli olarak yapılıp sonuçlandırılabilmesi için dalış süresi kadar, su yüzeyine çıkış süresi de önemlidir. Yüzeye çıkışta beklenmesi gereken süre, derinlikle orantılı olarak değişir.
Vurgun: Derinlere inildikçe vücutta çözünen azot gazının, su yüzüne çıkarken meydana getirdiği ve tıp dilinde "dekompresyon" adı verilen hastalıktır. Dalış boyunca artan basınç, solunan havadaki azot gazının vücut dokularına karışmasına yol açar. Çıkışta azalan ortam basıncıyla birlikte çözünen azot vücuttan ayrılmaya başlar. Su altında çok kalındığında ise fazla azot kan damarlarında ve dokularda hava kabarcıkları meydana getirip organları tahrip ederek, hastalıklara neden olur. Vurgunun ilk belirtileri kol, bacak, yüz, ense, sırt bölgelerinde ağrı, kaşıntı, kızarıklık ve baş dönmesidir. Daha sonraki aşamalarda ise kaşınma, çeşitli organlarda felç, görme bozuklukları, bayılma gibi etkiler yanında daha şiddetli durumlarda ölümler görülmektedir. Vurgun yemiş bir dalıcı, sudan çıkarıldıktan sonra hemen basınç odasına alınır. Hiçbir koşulda yeniden derine indirilmez. Burada gerekli tıbbî önlemlerle basınç yavaş yavaş düşürülür ve azot köpürmeden kandan ayrıştırılır. Vurgunu önlemenin en sağlıklı yolu, 10 metreden derin dalışlarda, dalışçıkış cetvellerine uyularak çıkış yapılmasıdır.
Derinlik Sarhoşluğu: Bütün dalışlarda maksimum dalış derinliği 30 m’dir. 30 m’den derin dalışlarda, kanda çözünmüş olarak bulunan azot, uyuşturucu bir etki yaparak "azot narkozu" denilen olayın oluşmasına yol açar. Derinlik sarhoşluğunun belirtileri; hafif bir baş dönmesiyle birlikte su altında şekilleri çift görme ve dalıcıda dibe inme isteğidir. Azot narkozu, sığ sulara çıkıldığında ortadan kalkar ve herhangi bir yan etkisi yoktur.
Akciğer Genişlemesi: Genellikle amatörlerde görülen bu rahatsızlık akciğerlerdeki hava keseciklerinin (alveol) aşırı genişlemesi, zedelenmesi ve yırtılmalarından doğar.
Yabancı Gazlardan Zehirlenme: Dalış tüplerine doldurulan havaya yağ zerreleriyle yabancı gazların karışması sonucu, bu havanın su altında solunması durumunda oluşan zehirlenmelerdir.
Kulak Zarının Zedelenmesi: Dibe inildikçe oluşan çevre basıncından dolayı, kulak zarlarında da dıştan içe doğru bir basınç oluşur. Bu basınç eşitlenmezse kulak zarının zedelenmesi olasılığı doğar.
Kramp: Kasların anîden kasılmalarından dolayı kol, bacak ve diğer organların hareket edememesidir. Bu durumda alınabilecek en acil önlem, kramplı bölgelere masaj yapılmasıdır.
|