|
Yazar Mustafa KOÇAK
|
|
12 05 2008 |
|
|
|
|
Tenisin kökeni kimilerine göre antik Roma döneminde, çıplak ya da eldivenli el ile oynanan ve "trigon" adı verilen bir oyuna dayanır. Diğer bir görüş ise benzer bir oyunun ilk kez Meksika’da Toltee yerlileri tarafından oynandığını ileri sürmektedir. Mısır ve İspanya’da bulunan fresklerde ve Rönesans Dönemi İtalyası’ndan kalma resimlerde, "giocco del pallone" ve "juego de pelota" isimleri altında, benzer esaslara dayanan oyunların duvarla çevrili alanlarda oynandığı görülmektedir.
Bugünkü tenisin kökeni "jeu de paume" (avuç içi oyunu) denilen ve 13. yüzyılda Fransa’da kralın huzurunda oynanan bir oyuna dayanmaktadır. Windsor Şatosu’nun surları civarında ve birçok asil İngiliz ailesinin konaklarının yakınlarında mutlaka bir tenis kortu bulunurdu. İngiltere’de bu gelenek ilk kez 8. Henry ile başlamıştı. Tenis kelimesinin kökeninde yaygın olarak oynanan bu iki ülkenin dillerindeki Fransızca "tennezal" ya da İngilizce "tenacity" (dayanıklılık) sözcüklerinden türemiş olduğu düşünülmektedir. O dönemlerde sadece soylular tarafından oynanabilen ve giderek saraydan halka yayılan bu oyunda, içine yün yumak ya da kıl doldurularak koyun derisinden yapılan bir tür top, raket yerine de eller kullanılmaktaydı. Topun içi çok fazla doldurulduğundan oldukça sertti ve taş zemin için idealdi ancak çim zeminde iyi zıplamıyordu. Önceleri kapalı salonlarda bugünkü squash gibi oynanan bu oyun, 15. yüzyıldan itibaren duvarsız, kalça yüksekliğindeki ağ ile ortadan ikiye ayrılmış alanlarda oynanmaya başlandı. Topa sürekli olarak el ile vurulmasının acı vermesi üzerine, önce tahta kürek ve tokaçlar kullanıldı. Zamanla deriden teller gerili, saplı kasnaklarla topa vurulmaya başlandı. Rivayete göre 17. ve 18. yy.larda krallar bu oyunu öylesine heyecanlı oynarlardı ki iki Fransız kralı oyun esnasında kortta düşüp ölmüşlerdir. İngiliz Kralı 8. Charles'ın da bu oyunu çok sevdiği bilinmektedir.
Tenis 19. yy.da İngiltere’de bazı değişikliklere uğradı. İlk dönemde 1 günün 24 saat olmasından esinlenerek 24 oyundan oluşan tenis maçları, önce 12 sonraları 6 oyunlu 3 dizi üzerinden oynandı.
Sayılar ise günün 24 saatinden bir saati dörde bölerek, 15, 30, 40, 60 çerçevesine oturtuldu. Ama 40’tan sonra "oyun" demek âdet oldu. Sayı sistemindeki değişiklikler 18. yüzyılda tamamlandı. 19. yy.da (1869’da) bir İngiliz subayı olan Major Walter Wingfield "spairistike" adlı bir oyunun patentini aldı. İngiliz Albay C. Wingfield oyunun patentini aldığı zaman bugünkü tenisi hayal ettiği söylenemez. Çünkü 1873'te Wingfield'in patentini almaya çalıştığı tenisin oynandığı alan kum saatine benzer bir biçimdeydi. Yani ortası çok ince uçlara doğru ise çok geniş idi. Tenis 1870’li yıllardan sonra ise standart raket ve toplarla oynanmaya başlandı. Yeni standartlar 1874'te Amerika ve Avustralya'ya atladı ve 1875'te de tüm dünyada aynı ölçü ve standartta raket ve toplarla oynanmaya başladı. Wimbledon bu nedenle modern tenisin anası olmuştur. ABD'de işin öncülüğünü bayan M. A. Outerbridge ve onun arkasında bugün hâlâ bayan tenisçiler için dünya birinciliği demek olan Whitman Kupası sahibi bayan Whitman yapmışlardır.
İlk çim kortlu tenis kulübü 1872 yılında Harry Gem ve J. B. Perrara tarafından Birmingham’da kuruldu. 1877’de (İngiltere), Wimbledon İngiliz Kriket Kulübü yöneticileri tenisi de bünyelerine almaya karar veriler. Komite, yönetimden kriket oyuncularını çıkarttıktan sonra tüm üyelere açık bir tenis turnuvası organize etti. The Field dergisi turnuvayı maddî yönden destekledi. Ödül, 25 İngiliz altını değerinde bir gümüş kupaydı. 22 yarışmacının katıldığı ve beş gün süren bu turnuvada, Spencer Gore Wimbledon’ın ilk şampiyonu oldu. Düzenlenen bu şampiyona, günümüzde de dünyanın en önemli tenis organizasyonu olan "Wimbledon Tenis Turnuvası’ydı. 1883’te tenis kortunun boyutlarına standart ölçüler getirildi. İlk uluslar arası maç, 1883 Temmuzunda Amerikalı Clark Kardeşler ile İngiliz ikizler Renshawlar arasında oldu. Bayanlar arasında yapılan ilk yarışma 1884’te yapıldı.
Wimbledon Tenis Turnuvası günümüzde; Grand Slam’in çim zeminli tek ayağı olması ve düzenleme tarihinin (haziranın son haftası ile temmuzun ilk haftası) uzun yıllar değişmemesi gibi özellikleriyle geleneklere en sadık organizasyonların başında gelmektedir. Wimbledon organizasyonu, o döneme kadar var olan profesyonelamatör ayrımını kaldırmak için 1968’de amatörlere de şans tanıyarak diğer turnuvalara örnek oldu. Bermuda’daki yarışları izleyen Mary Quterbridge adındaki ABD’li bir bayan, ülkesine döndüğü zaman yanında getirmiş olduğu file ve raketler yardımıyla tenisi ABD’de tanıttı. Ardından bayan Whitman’ın çabalarıyla tenis, ABD’de hızla yaygınlaştı. 1900 yılında da ABD’li şampiyon F. Davis’in öncülüğüyle bir şampiyona başlatıldı. Ödül olarak, gümüş bir salata tabağının verildiği bu şampiyona, günümüzde de sadece erkek sporcuların katıldığı dünyanın önemli bir organizasyonu (Davis Kupası) olarak geleneklerini devam ettirmektedir.
1927 yılında ABD’de Profesyonel Çim Tenisi Birliği (PLTA)’nin kurulmasıyla birlikte profesyonel tenis hareketleri başladı. 1913’te kurulmuş olan "Uluslar Arası Tenis Federasyonu" (ITF), 1968 yılında aldığı bir kararla profesyonel ve amatör tenisçilerin aynı turnuvalarda karşılaşabilmelerine olanak tanıdı.
Günümüzün önemli uluslar arası turnuvaları; bayanlarda ilki 1923’te düzenlenen ve İngiltere-ABD arasında oynanan Whitman Kupası, ayrıca Grand Slam olarak bilinen (İngiltere, ABD, Fransa ve Avustralya) açık tenis turnuvaları’dır. ITF 1994 yılında aldığı bir kararla, 1995 yılından itibaren Grand Slam Turnuvaları’ndan Avustralya Açık Tenis Turnuvası bayanlar finalinin, üç set yerine erkeklerde olduğu gibi beş set üzerinden oynanmasını kararlaştırdı. Grand Slam olarak tanımlanan ve dünyanın en ünlü dört turnuvası olan Fransa Büyük Ödülü (Roland-Gaross; toprak kort), Büyük Britanya Büyük Ödülü (Wimbledon; çim kort), ABD Büyük Ödülü (Flushing Meadows; sentetik zemin), Avustralya Büyük Ödülü (Melbourne; sentetik zemin), merkezi Florida’da bulunan ve 1960’larda Amerikalı tenisçi Jack Kramer’in öncülüğünde kurulan ATP (Association of Tennis Professional; Profesyonel Tenis Birliği)’nin onayıyla düzenlenir. ATP turnuvaları üç ana kategoriye ayrılır:
1. Grand Slam Turnuvaları,
2. Tour Events Turnuvaları ( şampiyona ve Dünya Serileri),
3. Challengerlar (TED OPEN; Erkekler, ENKA Challenger; Bayanlar yarışmaları gibi).
Bu turnuvalarda oyuncular ATP puanı ve para ödülü kazanırlar. Bunlar dışında Monte Carlo, Roma, Tokyo, Katar, Estoril, Osaka, Key Biscayne, Madrid, Hamburg, Stuttgart, Cincinati, Sydney, Stockholm Open turnuvaları raketlere puan kazandıran belli başlı tenis organizasyonlarıdır.