|
FAIRBAIRN Kürekte, kol ve bacakları uyum içinde çalıştırma, öne yarım kayıp kürekleri kuvvetle suya indirme ve palayı sudan rahatça sıyırma tekniği.
FAIRWAY Golfte, oyun alanının orta bölümü.
FALSO Topla oynanan oyunlarda topa verilen dönme hareketi.
FANİLÂ Binicilikte, jarse veya yünlü kumaştan yapılan bandaj.
FARELİK Teknelerden sahile veya sahilden teknelere farelerin halatları kullanarak girip çıkmasını önlemek için, yuvarlak saç veya plâstikten yapılan araçlar.
FASBURY FLOP Atletizmde, bir atlayış şekli.
FAST BREAK Basketbolda, hızlı yapılan karşı atak.
FAUL Karşılaşmalarda, cezalandırılmayı gerektiren kural dışı davranış.
FAVORİ Bir maçı veya yarışı kazanacağı düşünülen taraf.
FEDERASYON Çeşitli spor kurumlarının, kendi aralarında meydana getirdikleri ve bağlı bulundukları birlik.
FEDERE OLMAK Resmî kayıtlara geçip belgelenen takım veya kulüp olmak.
FEI Uluslar Arası Binicilik Federasyonu.
FELEK Denizcilikte, bir taraftan diğer tarafa gönderilecek ağır cisimlerin ilerledikçe yuvarlanacak şekilde altlarına yerleştirilen odun parçaları.
FENERLİK Gemilerdeki fenerlerin, kullanılmadıkları zaman muhafaza edildikleri yer.
FERSAH Üç deniz mili.
FIA Uluslar Arası Aikido Federasyonu.
FIAC 1983'te kendini fesh eden Uluslar Arası Amatör Bisiklet Federasyonu.
FIAS Uluslar Arası Sambo Federasyonu.
FIBA Uluslar Arası Amatör Basketbol Federasyonu.
FIÇI IZBARCOSU Denizcilikte, ağızları açık olan varilleri dikine kaldırmak için, yapılan bir bağ çeşidi.
FIE Uluslar Arası Eskrim Federasyonu.
FIFA Uluslar Arası Futbol Federasyonları Birliği.
FIG Uluslar Arası Cimnastik Federasyonu.
FIH Uluslar Arası Hokey Federasyonu.
FILA Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu.
FINA Uluslar Arası Amatör Yüzme Federasyonu.
FIM Uluslar Arası Motosiklet Federasyonu.
FIQ Uluslar Arası Bowling Federasyonu.
FIRDÖNDÜ (1) Cimnastikte, tavana takılı ve dönen bir merkeze asılmış ve alt ucunda basamaklar bulunan, 6 ya da daha fazla halattan meydana gelen bir asılma ve dönme aracı. (2) Denizcilikte, zincirlerde bükülme olmaması için, iki bakla arasına konulan, iki yarım bakladan meydana gelen parça. (3) Balıkçılıkta, oltanın çekilmesi ya da atılması sırasında beden üzerindeki kösteklerin, iğnelerin ve iskandilin birbirine karışmaması için kullanılan, ortası sabit, iki tarafındaki dönebilen halkalara misina ya da zıvana bağlanan araç,
FIRLATMA Cimnastikte, kol ve bacağın vücudun orta çizgisinden çeşitli yönlere ve son eklem olanağına değin, hızla ve gergin olarak açılması.
FIRTINA KÜPEŞTESİ Küpeştesiz küçük teknelerde, fırtınalı ya da yüksek dalgalı havalarda küpeşteye su girmemesi için küpeşte üzerinden baştan pupaya kadar donatılan muşamba.
FISA Uluslar Arası Kürek Federasyonu.
FITA Uluslar Arası Okçuluk Federasyonu.
FIVB Uluslar Arası Voleybol Federasyonu.
FİKS DİŞLİ Bisiklette, pistlerde yapılan hız yarışlarında tutulması zorunlu olan ve sürekli çevirmeyi gerektiren arka dişli.
FİKSTÜR Bir turnuvada ya da ligde takımları eşleştirmek için yapılan ad çekme işlemi.
FİL SOFRASI Ağır kilolara çıkması gereken güreşçiler için uygulanan kilo aldırıcı besinlerden oluşan yoğun beslenme programı.
FİL YÜRÜYÜŞÜ Cimnastikte, elleri ve ayakları yere dayayıp, dirsek ve dizleri bükmeden birbirine yakın adımlar atarak yapılan yürüme şekli.
FİLET Sahilde yatık uzayan kumluk.
FİLEYŞIN Bir teknenin direk şapkasında Mors işaretleriyle konuşmak amacıyla konulan elektrik feneri.
FİLİFLAK Cimnastikte, kolların aşağıdan yukarı ve arkaya sallanmasından hız alıp sıçramak, arkaya doğru el üzerine yere düşmek, yeri iterek yeniden ayağa kalkmak biçiminde, vücudun enine ve eksenine tam bir dönüş yapması.
FİLO ETMEK Bir yelkenlide, rüzgârı yelken yakası tarafına alıp, yelkenleri boşaltmak.
FİN HAMAMI Güreşçilerin fazla kilolarını atmak için kullandıkları bir çeşit hamam.
FINKEEL Denizcilikte, önden geriye doğru derinleşen yelkenli tekne omurgası.
FİNAL Elemeli yarışmalarda, sonucu belirleyecek olan son karşılaşma.
FİNİŞ Bir yarışmanın sona ermesi, bitmesi.
FINN Üzerinde durması oldukça güç ve devrilme olasılığı epeyce büyük olan, yelkeninde numarasının yanı sıra "T. K." harfleri ve yan yatmış üst üste iki "S" işareti bulunan, tek kişilik yelkenli yarış teknesi.
FİRENGİ Güvertede biriken suyun denize akıtılması için yapılmış özel oluk ve borular.
FİRENGİ LUMBARI Eski tip yelkenlilerde, güverteye biriken suyu atmak için yapılmış kapaklar.
FİRKETE Kayakta, bir tür slâlom kapısı.
FLÂNDRA Komutanı subay olan küçük veya büyük askerî gemilerin, direk şapkalarına geçirilen fors.
FLEŞ Eskrimde, koşarak gelip vücudu, dengeyi kaybetme sınırına kadar öne uzatıp veya sıçrayıp bir dürtüş, vuruş yapma.
FLOK Civadra üzerine açılan yön yelkeni.
FLOK ISKOTASI Flok yelkenin ayarı için, ıskota yakasına bağlanan ince halat.
FLÖRE Eskrimde, namlusu dörtgen kesitli, oluksuz ve ince, siperliği epeye göre daha küçük, puvantaresi yuvarlak ve tırtıllı, yalnız dürtüş yapılan kılıç.
FLYING DUTCHMAN Batma tehlikesi büyük, su içinde doğrultulabilir, yelkeninde "FD" simgeleri bulunan çok hızlı, iki kişilik bir yarış teknesi.
FLYING JIB Denizcilikte, direk başına çekilen büyük yüzeyli flok.
FO DEPAR Yanlış depar.
FON KAYAĞI Özel, ince kayaklar ve bu kayakların altına özel kremler sürülerek yapılan, bir kayak türü.
FORA Denizcilikte, yelkenleri açtırmak için verilen komut.
FORA ETMEK Düğüm açmak.
FORAVELE Sarılmış olan ıslak yelkenleri kurutmak için verilen komut.
FOREHAND Tenis veya masa tenisinde, avuç içi ağa dönük şekilde topa vurma.
FORVET Sayı yapmak için takımın hücum hattında görev alıp akınlar düzenleyerek, rakip savunmayı aşmaya çalışan oyuncu.
FOTOFİNİŞ Birbirlerine çok yakın aralıklarla sonuçlanan yarışmalarda, bitiş sıralarının hakemlerce saptanamadığı zamanlarda, sıralamayı belirlemeye yarayan fotoğraf görüntüsü.
FREEZE Basketbolda, topa sahip olan takımın, zaman kazanmak için yaptığı oyalayıcı hareketler.
FREYM Bowlingde, bir oyuncunun her 10 atış hakkı.
FRİKİK Futbolda, ceza alanına yakın bölgelerde yapılan fauller için verilen ceza vuruşu.
FRİŞKA Denizcilikte, bütün yelkenleri camadana vurmadan kullanabilecek şekilde esen rüzgâr.
FRİZBİ Kenarları kıvrık ve çember şeklindeki plâstik disk ve bu diski atıp, tutma temeline dayanan bir çeşit oyun.
FRUASMAN Eskrimde, silâhın sert tarafıyla rakibin namlusunun tümünü etkileyen ve yön değiştirecek veya elden çıkartabilecek bir kuvvetle birden yapılan baskılı eylem.
FULE Atletizmde, sporcuların yarış sırasında attıkları adımlardan her biri.
FUNDAMENTAL (1) Başlama duruşu. (2) Çok yönlü beceri.
FUTBOL Topu ayak, kafa ve vücut (eller ve kollar hariç) vuruşlarıyla, karşı kaleye sokmak temeline dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu; ayak topu.
FUTBOL AYAKKABISI Futbol oynamak için kullanılan, altı kramponlu özel ayakkabı.
FUTBOLCU Futbol oynamayı profesyonelleştirmiş veya amatör bir şekilde oynamayı uğraşı edinmiş kimse
|