|
KABZA Çekiç tutamağı.
KAÇAK GÜREŞMEK Güreşte, güçlü bir rakip karşısında oyun denemelerine girmeden, çekingen bir şekilde güreşmek.
KAÇIRMA Eskrimde, silâhın namlusu özellikle yanıltmak ve bir karşı hareketi beklemek için uzatıldığında, rakibin bunu kendi namlusuyla yakalamak istemesi üzerine, namluyu bir başka doğrultuya getirmesi veya vuruşa geçmesi.
KAÇIRMAK Atıcılıkta, başarısız atış yapmak.
KAÇIŞ Yarışan bir kişi veya topluluğun diğerlerini hızla geçmesi.
KAÇMA Beyzbolda, kaçmakta olan bir oyuncunun, top atıcının elindeyken veya vurucu atışı karşılayamadığı zaman, köşelerden birini kapması.
KAÇMAK (1) Futbolda, savunmanın gediklerinden geçirilen ya da oyuncuların yetişemeyeceği bir şekilde atılan, uzun ve hızlı toplara doğru hamle yapmak. (2) Voleybolda pasörün, arka alan oyuncusuyken üçlü hücum düzenlemek için öne çıkması.
KADEME Futbol vb. oyunculardan meydana gelen hat.
KADEMEYE GİRMEK Rakibe karşı meydana getirilen savunma hattında görev almak.
KADET Rüzgârdan çabuk etkilenen, dengesinin sağlanması çok güç olan bir yarış teknesi.
KADIRGA Kürekli ve iki direği olan yelkenli.
KADRO (1) Bisikletin iskeletini meydana getiren borulara verilen ad. (2) Bir takımın durum, görev sorumlulukları ve yetkileri aynı olan kişilerden meydana getirdiği küme.
KAFA STOPU Futbolda, topun kafayla stop ettirilmesi.
KAFA ŞUTU Kafayla atılan şut.
KAFAKOL Güreşte, rakibin kafasını koltuk altına alma oyunu.
KAKE Judoda, rakibi yere atma.
KAKIÇ Olta ile avlanan balıkları sandala almak için, kullanılan balıkçı kancası.
KALAFAT Geminin, kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek, su geçirmez hâle koyma işi.
KALASTRA Gemilerde, cankurtaran flikalarını oturtmak için güvertelere yapılan sehpa.
KALÇA İTME Cimnastikte, kalçayı hızla öne doğru itme eylemi.
KALÇADA TUTUŞ Dirseklerden bükülmüş kollarla, ellerin kalçayı kavraması.
KALDILISA Yelkenleri yerlerine çekmekte kullanılan, halatların genel adı.
KALDIRMA (1) Cimnastikte, vücudun herhangi bir bölümünü bulunduğu yerden yükseltme. (2) Halter vb. ağırlığı yerden yukarı doğru yükseltme.
KALE Futbol, hentbol gibi oyunlarda, sporcuların topu içine sokarak sayı kazandıkları yer.
KALE AĞI Futbol ve benzeri oyunlarda, kalenin arkasına ve yanlarına gerilen, naylon ipliğinden yapılmış ağ.
KALE ALANI Futbolda, kale önündeki kale çizgisine dik 5.5 m'lik iki yan ve 18.32'lik bir paralel çizgiyle sınırlandırılmış, dikdörtgen biçimindeki oyun alanı bölümü.
KALE ALANI ÇİZGİSİ Salon hentbolunda, kale alt köşelerini merkez alan, kale çizgisinden oyun alanına doğru uzanan, 6 m yarıçaplı bir çeyrek çember ve onların iç uçlarını birleştiren, 3 m uzunluğundaki düz bir çizgiden meydana gelen çizgi.
KALE ATIŞI Hentbolda, kaleye atılan şut.
KALİBRE Namlunun iç çapı.
KALJEBI Tekvandoda, "başparmakla" anlamında.
KALOMA Demir atmış bir geminin zincirinin, deniz içinde kalan kısmı.
KALOMA BOŞU ALMAK Zincirin kalomasını geri almak.
KALPIYE Bisiklette, ayak ucunun içine sokulup, bir kayışla tespit edildiği, pedala bağlı çengel.
KALYON Kadırgadan ağır ve yelkenli, kürekli savaş gemisi.
KAMA Bisiklet parçalarının birleştirilmesinde kullanılan, özel aparatlar.
KAMARA Gemilerde oda.
KANADA FUTBOLU 12'şer kişilik iki takım arasında oynanan ve Amerikan futboluna benzeyen bir tür top oyunu.
KANADA KANOSU Tek, çift ve yedi kişilik olmak üzere üçe ayrılan bir kano çeşidi.
KANAT Futbol ve hentbol gibi oyunlarda, oyun alanının sağ ve sol taraflarından her biri.
KANO Kürekle yol alınan hafif bir yarış teknesi.
KAPAN Güreşte, tek veya çift kolu, karşısındakinin koltuğu altından geçirerek, ensesine bastırmak yoluyla yapılan bir oyun.
KAPI Kayakta ve slâlom yarışlarında, kayakçıların geçmek zorunda oldukları kırmızı, mavi veya sarı bayrak takılmış, aynı renkte bir çift direk arasındaki boşluk.
KARA KUCAK Pırpıt adı verilen özel bir giysi ile yapılan, kökeni Orta Asya'ya kadar uzanan, geleneksel, serbest biçimdeki Türk güreşi.
KARAMBOL (1) Futbol vb. oyunlarda, kale önlerinde, kalabalık bir oyuncu topluluğu arasında topun, ileri geri gidip geldiği, ona buna çarptığı karışık durum. (2) Bilârdoda, istekayla vurulan bir topun, o atışta öteki toplara dokunması.
KARANFİL Denizcilikte, üzerine bir şey asmak veya bağlamak için, yüksek iki nokta arasına çekilen halat.
KARATE Her çeşit saldırıdan, hiçbir araç veya silâh kullanmadan, kendini koruma sanatı. 6. yüzyılda Japonya'da ortaya çıkmıştır.
KARATEGI Ceket, pantolon ve ceketin belini iki defa saran bir kuşaktan meydana gelen, genelde beyaz ve dayanıklı kumaştan imal edilen karate giysisi.
KARATEKA Karateci.
KARİNA Denizcilikte teknenin su içinde kalan kısmı.
KARTİNG Özel olarak imal edilmiş, motor kapasitelerine göre sınıflandırılan ve motorları Ulusal Otomobil Kurumu’nun kabul ettiği nitelikte olan, önde iki küçük, arkada iki büyük tekerleği bulunan bir yarış arabası ve bu arabayla yapılan yarışlar.
KATA Karatede, belli bir sisteme bağlı olarak yapılan temel döğüş tekniklerinin ifadesi olan, dans figürleri şeklindeki, ritmik hareket gruplarına verilen ad ve bu hareketlere yer verilen yarışma dalı.
KATAKULA Balıkçılıkta, sürülme ağlardaki yan takviye ipleri.
KAVISON KIT Tekvandoda, parmak uçları ile dürtü.
KAVITASYON Hareket esnasında gemi pervanesinin etrafında meydana gelen buharlaşma ve buharın yoğunlaşmasından oluşan, devamlı fiskeleme hareketi.
KAYAK Kar veya su üzerinde kayarak yol almak için, ayaklara takılan tahta, metal ve fiberglastan üretilen, dar ve uzunca basacak, bu basacakla yapılan spor türü.
KAYIK HAREKETİ Cimnastikte, yüz üstü yatışta, yukarıya doğru bükülen ayakları, arkadan uzanan ellerle kavrayarak aşağı yukarı sallanma hareketi.
KAZIKLAMA Yağlı güreşte, rakibin kıspeti içine el koyup, yumruk yapma.
KEÇEBENT Yağlı güreşte, kıspet parçalarının eti kesmemesi için, baldıra sarılan keçe veya bezden yapılan özel sargı.
KEDİGÖZÜ Bisikletin arkasındaki kırmızı renkteki işaret lâmbası.
KELEBEK Kolları, aynı şekilde ve hızla savurup, suya daldırmak ve orada pres yaptırıp yine aynı şekilde su üstüne çıkarmak, her bir kol çekilişinde iki ayakla suyu itmek temeline dayanan bir çeşit yüzme stili.
KELEPÇE Güreşte, rakip güreşçiyi el ve ayak bileklerinden kavrama hareketi.
KELEŞPER Binicilikte, atın baş vurmasını önlemek için takılan kayış.
KEMANE Güreşte, elleri rakip güreşçinin arkasından göğsü üzerinde kilitleyerek midesi ve karnı üzerinde basa basa gezdirme.
KEMANKEŞİ Okçuluk.
KENDO Koruyucu başlık takan iki sporcu arasında, bambu kılıçlarla yapılan Japon döğüş sporu.
KENDOKA Kendo sporunu yapan kişi, oyuncu.
KEPBASTI Balıkçılıkta, iki katlı büyük dalyan ağı.
KERTE Gemi pusulasında, kadranın ayrılmış olduğu 32 bölümden her biri.
KES Ayak bileklerini kapatacak bir şekilde kapalı, bağcıklı ve hafif cimnastik ayakkabısı.
KILIÇ Namlusu ve keskin yüzü köreltilmiş, üçgen kesitli kabzaya kadar uzanan siperliğiyle beraber 500 gr ağırlığında, 105 cm uzunluğunda, kesme ve dürtüş niteliğindeki vuruşlara uygun, üç eskrim silâhından biri.
KIR KOŞUSU Belirli bir kırsal bölgede doğal hendekleri, çitleri ve akarsuları aşarak yapılan koşu.
KISA PAS Voleybolda, rakibin blok durumunu dağıtmak için, pasör tarafından smaçöre ağ üzerine yakın olarak kaldırılan pas.
KISA PROGRAM Artistik patinajda, yarışmacının kendi seçtiği yedi zorunlu hareketi, müzik eşliğinde iki dakika içinde sunduğu gösteri.
KIZAK Üzerine bir, iki veya dört kişi ile binilen, buz ve kar üzerinde kaymakta kullanılan araç ve bu araçla yapılan kış sporu.
KİL Atıcılıkta, "hedef" ve "kuş" anlamında kullanılır.
KİLİT Güreşte, rakip güreşçinin özellikle ayaklarını birlikte, sıkı bir şekilde yakalayıp kavrama.
KİPE (1) Hızla bükülen kalçanın bir yay gibi sert ve anîden gerilişiyle, vücudun yatık durumdan ayaküstü duruşa veya asılmadan dayanmaya geçişi. (2) Grekoromen güreşte, ayakta güreşirken, rakip güreşçiyi elinden ve vücudundan sıkıca kavrayıp, ağırlığını kalça üstüne alarak, mindere indirme şeklinde yapılan oyun.
KİSPET Yağlı güreşte, pehlivanların giydiği dar paçalı, meşin pantolon.
KİVİ Bölgeye özgü bir kuş adından türetilmiş Yeni Zelândalı, ünlü rugby oyuncularına verilen ad.
KİRTİK Balıkçılıkta, sürgün ağacından veya madenî kafesten yapılan av sepeti.
KNOCK DOWN Boksta, bir boksörün aldığı yumrukla yerde bulunduğu ve birden ona kadar sayıldığı durum.
KO Tekvandoda, burun.
KO ARE Tekvandoda, burun altı.
KOKA Judoda, kazanılan veya kaybedilen üç puan.
KOL Toplu cimnastikte sıra.
KOLBASTI Güreşte, ayağı kapılan sporcunun rakibi tarafından aynı şekilde kendi ayağının kapılıp çekilmesiyle yaptığı oyunun geçersiz bırakılması.
KOL ÇALMA Güreşte, rakibin eli ensedeyken bu kolu dirseğin üstünden tutup, yukarıya doğru iterek arkaya geçme.
KOLOMBIR Yelkenli gemilerde, ana direk ve çubuklarının görçata ile destamora arasında kalan kısımlarına verilen ad.
KOMBİNE Değişik özelliklerdeki yarışları kapsayan ve bunlardan elde edilen sonuçlar toplanılarak derecelendirilen karşılaşma.
KONÇ Diz kapakları ile ayak bileklerinin arasını tutan sporcu giysisi.
KONDİSYON Bir sporcunun, fiziksel ve ruhsal olarak genel durumu ve verimliliği.
KONG PAT Tekvandoda, böbrek.
KONKURHİPİK Binicilikte, belirli bir parkuru takip ederek değişik engelleri belli bir sıraya göre aşmak. En az hata yapan ve en kısa sürede geçen yarışçı galip gelir.
KONMA Uzun atlamalarda, uçuştan sonra vücudu yere indirmek.
KONSANTRİK KASILMA Kasın boyunun kısaldığı kasılma.
KONTR (1) Boksta, rakibin bir yumruğunu engellemek ve etkisiz hâle getirmek. (2) Eskrimde, karşı hareketin yapılması için verilen komut. (3) "Karşı, karşıt, aksi" gibi anlamları vermek için, bazı sözcüklerin yapısına giren ön ek.
KONTRPİYE Bir oyuncunun anî ve beklenmedik bir yön değiştirmesiyle rakibini aldatması.
KORİDOR Teniste, tekler oyun alanının iki yan çizgisinin dış bölümü boyunca uzanan ve teklerde oyun dışı, çiftlerde oyun içi sayılan kort bölümü.
KORNER (1) Futbol, hentbol ve su topu gibi oyunlarda, bir oyuncunun topu kendi yarı alanındaki kale çizgisi dışına çıkarması (2) Köşe vuruşu.
KORT Tenis oynanan saha.
KÖPRÜ (1) Güreşte, alttaki güreşçinin sırtının yere değmesini engellemek için, ayaklarına ve başına dayanarak aldığı durum. (2) Cimnastikte, vücudun sırt yere dönük bir şekilde eltaban, baştaban veya eldiz, başdiz dayanak yüzeyleri arasında, yay şeklinde dayalı olduğu durum.
KÖRÜKLEME Kayakta, periyodik olarak, bacakları bükme ve sonra yana doğru hareket ettirme.
KÖSTEK Yağlı güreşte, rakip güreşçinin bir veya iki ayağını, iki kolla ya da bacakla sımsıkı yakalamak.
KÖSTEKTEN SIYRILMAK Güreşte, bir elle köstekleyenin başına bastırarak, teker teker ayakları çekip, rakibin bu oyunundan kurtulmak.
KÖŞE BAYRAĞI Köşe gönderine çekilen küçük bayrak.
KORAKOR İki boksörün, birbirlerinin gardı içinde vuruş yapmalarına denir.
KRAMPIT Curling'de, oyuncuların atış yaparken kaymamak için üzerine bastıkları metal, kauçuk karışımı atış yerleri.
KRAMPON Futbolda, oyuncuların oyun alanında kaymadan hareket etmelerini sağlamak için, ayakkabılarının altına taktıkları konik çıkıntılardan her biri.
KRAMPONAJ Kayakta, dönüşün çıkışında düşey doğrultuyu geçtikten sonra, dağ kayağıyla kenar basma.
KRAVAT TAKMA Güreşte, rakip güreşçinin boynunu kolla sararak, koltuk altına sıkıştırma oyunu.
KRAVL (Crowl) Bacakları, dizleri bükmeksizin hareket ettirerek ve belirli bir tempoyu bozmaksızın kulaç atarak yapılan uzun mesafeli serbest yüzme stili.
KRİKET On birer kişilik iki takım arasında, küçük ve ağır bir topu özel tahta sopalarla sürerek oynanan bir çeşit spor.
KRISTANYA Kayakta, orta ve yüksek hızla kayarken hız düşürmeden ve kayaklar paralel olacak şekilde yapılan dönüş.
KRİTERYUM YARIŞLARI Sporcuları derecelendirmeye, sınıflandırmaya ve elemeye yönelik sportif yarış.
KRİTİK NOKTA Kayakla atlamada çizgilerle belirlenmiş düşüş alanı.
KROKET Dikdörtgen şeklindeki özel bir alanda, iki veya dört kişi arasında oynanan, özel topları uzun tokmaklarla belirlenmiş yerlerden geçirip rakip oyuncudan önce alan dışına çıkarma temeline dayanan bir oyun.
KROS (1) Kırlarda ve ormanlarda, hendeklerden ve yükseltilerden geçerek yapılan koşu. (2) Bisiklet vb. üzerinde aynı şekilde yapılan yarış. (3) Boksta, aynı çeşit iki yumruğun aynı anda atılması.
KROŞE Boksta, kolun dirsekten 45 derece kıvrılarak yatay bir şekilde savrulmasıyla, rakibin çenesine atılan yumruk.
KUANCOL Tekvandoda, eklem.
KUDOTAN Eskrimde, rakibin dürtüş veya vuruş yönünü kapatarak, hamlesinin bitmesini beklemeden yapılan vuruş.
KUKA Bowlingde, devirmek için büyük bir topun atıldığı, şişe şeklindeki hedef.
KULAÇ Yüzmede, kolları nöbetleşe su yüzeyinin üzerinden ileriye doğru uzatmak ve elleri suya daldırıp pres yaparak suyu çekmek.
KULE Ayakta, yan yana durarak ve kolları yanlardakilerin omuzlarına koyarak meydana getirilen halka şeklindeki küme ve birbiri üzerine küçültülerek kurulan, benzeri küme katlarından oluşan yığın.
KULPLU BEYGİR Gövdesinin ortasında, gerektiğinde sökülüp takılabilen yarım halka şeklindeki aralıklı iki tutamağı olan bir çeşit cimnastik beygiri.
KULVAR Atletizmde pistin içinde yarışmacıların koşmak zorunda olduğu ve çizgilerle belirlenmiş koşu yolu.
KUM HAVUZU Atletizmde, atletlerin tek ya da üç adım atladıkları atlama havuzu.
KUM TORBASI Boks çalışmalarında vurmaya yarayan, içi genelde kum dolu bir torbadan meydana oluşan antrenman aracı.
KUMİTE Karatede, kontrollü yumruk ve tekme atma gibi döğüş tekniklerinin uygulandığı dal.
KUNG FU Savunma tekniklerini içeren bir çeşit Çin karatesi.
KUPA (1) Başarı ödülü olarak yarışmalardan veya karşılaşmalardan sonra verilen süslü maden vazo. (2) Birkaç takımın katıldığı sportif karşılaşma.
KUPPYO Tekvandoda, bükme.
KUR Binicilerin kendi istekleriyle kabul ettikleri zorunlu hareketlerden oluşan yarışma.
KURA Ad çekimi.
KURBAĞALAMA YÜZME Yüzmede, vücudu su yüzeyinde paralel bir şekilde tutup, kolları su üstünden atarak suyu çekip ayakları yüzen bir kurbağanınkini andıran ritimlerle hareket ettirme.
KURBAĞALAMAK Cimnastikte, birbirine paralel olan iki tırmanma sırığına, baldırları ve ayak sırtlarını kenetleyip veya onları dışardan diz altına sıkıştırıp tırmanma.
KURYONG Uzak Doğu sporlarında, komut.
KURYONG OPŞİ Uzak Doğu sporlarında, komutsuz.
KUŞ Atıcılıkta, güvercin avı atışlarında kullanılan hedef.
KUŞAK (1) Aba güreşinde bele bağlanan ve yalnız burada tutulması gereken yün kuşak. (2) Uzak Doğu sporlarında, sporcuların derecelerini göstermeye yereyen bel bağı.
KUZEY DİSİPLİNİ Kayakta, kros, biatlon ve kayakla atlamayı kapsayan yarışlara verilen ad.
KUZU SOFRASI Ağırlığını azaltmak isteyen sporcuya uygulanan, sınırlı beslenme rejimi.
KÜÇÜK KÖPRÜ Vücudun el, diz köprüsünü uyguladığı durum.
KÜLTÜRFİZİK Vücudun gücünü, dayanıklılığını artırmak, kasları çalıştırmak, çeviklik kazanmak için yapılan cimnastik hareketlerinin tümü.
KÜNDE Güreşte güreşçinin, rakibini altına alıp bir elini önden ötekini arkadan geçirerek kilitlemesi.
KÜNDEYE GETİRMEK Güreşte, rakip güreşçiye künde uygulayıp onu tuş edebilecek bir duruma sokmak.
KÜPEŞTE Gemilerde, güverte parmaklığı.
KÜREK (1) Bireysel ya da takım hâlinde yapılan kürek yarışı. (2) Küçük deniz teknelerini ilerletmeye yarayan, bir ucu yassı uzun araç.
KYOKPA Uzak Doğu sporlarında, kırışlar.
KYU Uzak Doğu sporlarında, beyaz, sarı, turuncu, mavi, yeşil ve kahverengi kuşaklardan meydana gelen ve çıraklık aşamalarına verilen ad
|